Erbil Tuşalp

söz uçar, yazı kalır | verba volant, scripta manent

9 Eylül 1945 tarihinde Konya’nın Akşehir ilçesinde doğdu. 1965 yılında Kara Harp Okulu’ndan mezun oldu. Silahlı Kuvvetler’den ayrıldıktan sonra meslek değiştirdi, 1974’te TRT’de haber kameramanı olarak çalışmaya başladı. Devamında Günaydın, Dünya, Radikal, Posta, Milliyet, Posta, Cumhuriyet, Birgün, Sol gibi gazetelerde görev yaptı. İSTA, ANKA ve UBA haber ajanlarının yanı sıra TRT, ATV, Show TV, SkyTürk ve son olarak da KanalTürk’te çalıştı. Olay, 32. Gün, Dünya Değişirken ve 40 Dakika programlarındaki çalışmaları ile gündem oluşturan haberlere imza attı.

Çağdaş Gazeteciler Cemiyeti (1980 ve 2002) ile İstanbul Gazeteciler Cemiyeti’nin (1988, 1997, 1999, 2001 ve 2006) aralarında Yılın Gazetecisi ödülün de bulunduğu pek çok ödüle layık görüldü. TGS – Türkiye Gazeteciler Sendikası’nda iki dönem Yönetim Kurulu Üyeliği yaptı. Mesleğindeki bunca başarısına karşın Cumhurbaşkanlığı İletişim Daire Başkanlığı basın kartını iptal etti. Tebliğ ulaştığında  “benim için onur belgesiydi, azıcık utanmaları olsaydı bunu yapmazlardı…” demekle yetindi.

Birgün gazetesinde çalıştığı yıllarda o dönemin başbakanı olan Recep Tayyip Erdoğan tarafından 2005 ve 2006 yıllarında yayınlanan “İstikrar” ve “Geçmiş olsun” başlıklı iki makalesi için “şahsi haklarının ihlal edildiği” iddiası ile hakkında iki ayrı tazminat davası açıldı. Davaya bakan mahkeme de söz konusu makalelerde “kabul edilebilir eleştiri sınırının aşıldığı” gerekçesi ile toplam 10 bin Türk Lirası tazminat ödeme cezası verdi. Erbil Tuşalp, Yargıtay tarafından da 2008 yılında onaylanan bu mahkeme kararlarının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne aykırı olduğu iddiasıyla AİHM – Avrupa İnsan hakları Mahkemesi’ne başvurdu. AİHM de itiraz sahibinin #gazeteci ve #yazar olduğunun altını çizerek, basının demokratik toplumlardaki “vazgeçilmez işlevine” atıfta bulundu ve Türk hükümetinin “kabul edilebilir eleştiri sınırının aşıldığı” iddiasını reddetti. Yüksek Mahkeme, bununla da yetinmeyerek, başkalarının hak ve itibarının korunması adına başvuru sahibinin ifade özgürlüğünün kısıtlanmasını “demokratik toplumda gereksiz bir uygulama” olarak tanımladığı gibi 10. Madde’nin ihlal edildiğine hükmedip Türkiye’yi tazminata mahkum etti. Bu eşine zor rastlanır ve hukuk literatürüne de Tuşalp – Türkiye davası olarak giren karar, kuşkusuz ki Erbil Tuşalp’in kararlılığının ve dik duruşunun neticesiydi. Benzer bir süreç bugüne kadar hiç yaşanmadı!

İnsan haklarını sorgulayan ve karanlıkta kalmış siyasal olaylarına ışık tutan araştırmalarıyla tanındı. Bu çalışmalarını kitaplaştırarak #gazetecilik kariyerini #yazarlık ile taçlandırdı. Sarsıcı içeriği ile olay yaratan ilk kitabı Bin İnsan’ı aşağıda listelenen diğerleri izledi;

Bin İnsan – İnsan Hakları Dosyası (1985 Tekin – 8 baskı, 1989 Bilgi, 2013 Yazılama),

Bin Tanık – 12 Eylül Tutanakları (1986 Dost – 4 baskı, 2013 Yazılama),

Bin Belge – Cumhuriyet’in Öyküsü (1987 Dost – 4 baskı, 2013 Yazılama),

Artık Demokrasi İsteyin (1988 Dost – 2 baskı),

Eylül İmparatorluğu – Doğuşu ve Yükselişi (1988 Bilgi – 4 baskı, 2013 Yazılama),

Ben Tarihim Bay Başkan (1989 Bilgi – 4 baskı),

Önce Çocuklar Öldü (1990 Bilgi – 4 baskı),

Zehir Yüklü Bulutlar – Halepçe’den Hakkari’ye (1990 Bilgi – 3 baskı),

Paşa ile General (1991 Bilgi – 3 baskı),

Tarihle Yüzleşme – Evreninki mi? Özalınki mi? (1992 Bilgi – 3 baskı),

Plastik Papatya Kokusu – Bir Değişimin Öyküsü (1993 Bilgi – 3 baskı),

Şeriat A.Ş. (1994 Bilgi – 3 baskı),

Artık Demokrasi İsteyin (1995 Papirus – 2 baskı),

Demokrasi Sizin Neyinize (1995 Papirus – 2 baskı),

Çürüme (1995 Papirus – 2 baskı),

Şeriatı Beklerken (1996, Papirus),

İslâm Faşizmi (1999 Doğan – 2 baskı),

Sen Sofi’nin Oğlusun (1999 Doğan – 2 baskı),

Bozkurtlar – Töreden Partiye (2001 Donkişot – 2 baskı, 2007 Say – 2 baskı),

Vatan Millet Sakarya – Çete Parti Mafya (2002 Günizi – 2 baskı),

Aldanma (2002 Günizi – 2 baskı),

Güle Güle Sayın Sezer (2007 Say),

Kuklaturka (2007 Say)

İslam İmparatorluğu (2010 Kırmızı)

Sayısı 24’e ulaşan eserleri ile inanılması güç bir rekora imza attı…

2007 yılında Say Yayınları’ndan çıkan Güle Güle Sayın Sezer başlıklı kitabının tanıtımı için yazdığı sözler adeta dönemin özeti niteliğindeydi:

İktidarın hukuk devleti ilkesini önemsemeyen çağdışı bir siyasal kadronun eline geçtiği süreçte, Çankaya’da çağdaş bir hukuk adamının oturması olağanüstü bir rastlantıydı.
Veto ettiği yasaları değiştirmeden “aynen” inadıyla geçiren, uygunsuz atamaları “vekâleten” yöntemiyle gerçekleştiren bir siyasal iktidarın karşısında onun kısa sürede pes edeceğini sananlar yanılacaktı.
Türkiye’nin 10. Cumhurbaşkanı laikliğe karşı şeriatı, ulusa karşı ümmeti, bağımsızlığa karşı uyduluğu, bilime karşı dogmaları savunan siyasal iktidara yönelik duruşunu değiştirmeyince ona direnen gerici bir kadronun direnişiyle karşılaştı. Salt onların değil, kimi zaman tek başına kalmayı göze alarak kendisini önerenlerin acımasız eleştirileri karşısında dik duruşunu hiç değiştirmedi.
Sakin, iddiasız, hoşgörülü görünümü altında gizlenen mücadeleci kişiliğiyle gericilerin ezberini bozdu, ilericilerin simgesi oldu.
Türkiye’nin sürüklendiği çıkmazın farkında olan bir yurttaş olarak bağımsızlığa, özgürlüğe, eşitliğe, çağdaşlığa ve hukuka olan inancıyla inandığı yolda yürüdü.
Bitti bitiyor, gitti gidiyor derken şimdi Sezer’li yılları tüketmenin acısını yaşıyoruz.
Ama Sayın Sezer iyi ki siz vardınız. Size teşekkür ediyoruz. Aydınlığınızı, direnişinizi, dik duruşunuzu özleyeceğimizi biliyoruz.

Erbil Tuşalp, İnsan Hakları Derneği ve kısa adı #TAKSAV olan Toplumsal Araştırmalar Kültür ve Sanat için Vakıf kurucuları arasında yer aldı. Türkiye Yazarlar Ansiklopedisi (2001, 2004) – Encyclopedia of Turkish Authors (2005) ile Resimli ve Metin Örnekli Türkiye Edebiyatçılar ve Kültür Adamları Ansiklopedisi (2006, 2007) detaylı biyografisini yayınladı.

Çalışmalarını https://erbiltusalp.wordpress.com adresindeki kişisel blog sayfasında ve sosyal medya hesaplarında paylaştı.

Yaşadığı sağlık sorunları nedeniyle Karaburun’a taşınıp canına can katan Ayşegül Aktürk ile yeni bir yaşama başladı. Çalışmalarına hiç ara vermedi, üretmeye hep devam etti. Daha sonra yine sağlık sebebi ile İzmir’de sürdürdüğü yaşamı, 5 Eylül 2020 tarihinde sona erdi.

Vefatından hemen sonra geride bıraktığı sayısız kitabından ve kişisel arşivinden araştırmacıların da yararlanabilmesi için İzmir Büyükşehir Belediyesi himayesinde Gazeteci – Yazar Erbil Tuşalp Kütüphanesi kuruldu. Mustafa Necati Kültür Merkezi içindeki bu kütüphanenin açılışını da 15 Ekim 2021 tarihinde, İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkanı Tunç Soyer yaptı. İzmir Gazeteciler Cemiyeti de İzmir Basın Müzesi içinde Erbil Tuşalp’ın kişiler eşyalarının sergilendiği bir bölüm oluşturdu ve 10 Mayıs 2022 tarihinde ziyarete açtı..

Gazetecik mesleğinin duayenlerinden biri olan ve ilkeli habercilik anlayışından hiç ödün vermeyen Erbil Tuşalp adına, TAKSAV ev sahipliğinde, hem anısını yaşatmak hem de mesleğin etik değerlerini hatırlatmak için 2021 yılında ilki gerçekleştirilen Gazetecilik Günleri düzenlenmeye başladı.

Erbil Tuşalp, her zaman aramızda olacak…

 

22 Ekim 2022 tarihinde İzmir Kültürpark içindeki İzmir Sanat Merkezi’nde gerçekleştirilen Erbil Tuşalp Gazetecilik Günleri II etkinliğinde panelistler; Prof. Dr. #SelçukCandansayar, Prof. Dr. #ÜlküDoğanay, #TimurSoykan, Dr. #MerdanYanardağ, Doç. Dr. #DidemYılmaz “İnsan Hakları, demokrasi ve medya parantezinde Türkiye” konularını farklı boyutları ile ele aldılar. Araştırmacı habercilik ve hak odaklı gazetecilik çalışmaları sebebi ile Timur Soykan’a ödül verilen oturumun “demokrasi dersi” niteliğindeki açılış konuşmasını da kısa adı RSF olan Reporters sans Frontières | Sınır Tanımayan Gazeteciler İspanya Şubesi Onursal Başkanı #AlfonsoArmada yaptı. 

 

10 Mayıs 2022 tarihinde İzmir Gazeteciler Cemiyeti Basın Müzesi’ndeki Erbil Tuşalp Bölümü ziyarete açıldı.

 

15 Ekim 2021 tarihinde Gazeteci – Yazar Erbil Tuşalp Kütüphanesi Başkan #TunçSoyer tarafından açıldı.

 

3-4 Eylül 2021 tarihlerinde İzmir Karaburun’da gerçekleştirilen ilk #ErbilTuşalp #GazetecilikGünleri’nde panelistler; Prof. Dr. #SevdaAlankuş, #CoşkunAral, #ZaferArapkirli, #FarukBildirici, #MeteÇubukçu, #NamıkKoçak ve Prof. Dr. #DoğanTılıç “Savaşta ve barışta gazetecilik: Neyi nasıl yapıyoruz?” teması ile bir araya geldi. 

 

5 Eylül 2020 tarihinde yitirdiğimiz gazeteci – yazar Erbil Tuşalp için hazırlanan ve Edebiyatımızda Vefa İstasyonu serisinin 33. Buluşma’sında yayınlanan röportajı izlemek için lütfen tıklayın

Röportaj © 27 Mart 2019